İçeriğe geç

Travması ne tetikler ?

Travması Ne Tetikler? İzmirli Bir Genç Yetişkinin Mizahi Bakışı

Hayat bazen gerçekten karmaşık olabiliyor. Her şey bir anda bir çılgın bir film setine dönüşebiliyor, çünkü insan her an kendini bir drama içinde bulabiliyor. Ben mesela İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan ama her şeyin altında bir “acaba” barındıran biriyim. Evet, başımda 10 tane soru işaretiyle geziyorum, ama dışarıdan bakıldığında kimse bunun farkında bile olmuyor. Ve işte bu da hayatımın özeti: Her an şaka, her an düşünce. Aslında içimdeki derinliklere inmeden, etrafımda gelişen basit olaylardan bile bir şekilde ders çıkarma eğilimindeyim.

Peki ya travmalar? Gerçekten de insanlar, anlık bir olayla tetiklenen geçmiş acıların altına sıkışıp kalabiliyorlar mı? Bu yazıda, her şeyi kafasında büyütme işini bir hayat tarzı haline getiren biri olarak, “Travması ne tetikler?” sorusuna bir bakalım. Tabii ki, biraz mizahi bir bakış açısıyla.

Travmaların Tetikleyicileri: Bir İzmirli Genç Gözünden

Günümüzde travmalar, sadece savaşlar ya da büyük doğal afetlerle ilişkilendirilmiyor. Küçük anlar, hepimizin ruhunu farklı şekillerde etkileyebiliyor. İzmir’deki trafikte sabah saatlerinde evden çıkarken bir yere yetişmek için gösterdiğiniz çaba, bir başka araç sürücüsünün size bağırmasıyla aniden travmanızın tetiklenmesine yol açabilir.

Böyle bir durumda, ben de mesela bir bakıyorum, ne olduğunu anlamadan hemen başlıyorum içimde bir şeylerin kaynamaya. “Lan, bu kadar sinir olmasam, acaba şu an hangi sakin insan gibi yaşayabilirim?” diye düşünüyorum. Ama tabii hemen iç sesim devreye giriyor:

“Sen hep sakin olmayı denemiyor musun zaten, beğenmiyorsan git bir Terk-i Dünya yap.”

Evet, gerçekten bazen tam olarak kim olduğum hakkında sorularım oluyor. Yani, bir taraftan iş yerinde şaka yaparak “Her şeyin kafasını kırıyorsun, rahat ol” diyen biriyim, bir taraftan da içimde 30 farklı psikolojik savaşla her şeyin anlamını sorgulayan biri. Yani, travmaların tetikleyicisi, aslında biraz da ruh halinize bağlı. O anki enerji ve yaşadığınız ortam her şeyin kaderini belirliyor.

Bir Kafede, Bir Kitap, Bir “Acaba”

Bir gün kafede otururken karşımdaki masada biri kitap okuyor. O kadar konsantre olmuş ki, hani diyecek bir şeyim yok. Ama birden, “Acaba o kitap ne anlatıyor?” sorusu kafamda belirmeye başlıyor. O kadar derine inmeye başladım ki, düşüncelere: “Ya bir dakika, ben de kitap okurum aslında ama burada niye kendimi çok sinirli hissediyorum?”

Özellikle belirli kelimeler, ya da bir konuda derinlemesine düşünmeye başladığınızda, aniden geçmişte yaşadığınız bazı anlar, içinizdeki duygusal düğümleri tetikleyebilir. Mesela, “Bağımsızlık” gibi bir kelime beni hiç de iyi bir yere götürmez. Bu kelimeyle ilgili bilinçaltımda o kadar çok anı var ki, birden bir karamsar ruh haline bürünebilirim.

Tabii bir anda iç sesim devreye giriyor:

“Bak yine başladın! Sana kimse bir şey demedi, ne olacak ki? Sadece bir kitap okuyor.”

Ama içimdeki minik psikologum yine beni terk etmiyor:

“Ama ya oradaki karakter çok üzülüyorsa? Ya ona acı veren şey aslında seni de zorlamışsa?”

Bu noktada biraz derinlere inmem gerektiği açık. İçimdeki her şeyden önceki “duygusal uyanıklığımı” sorgulamak bir işe yaramıyor. Bunu başarmak, biraz daha çok zaman almakla birlikte; zamanla öğreniyoruz ki travmaların tetikleyicisi bazen sadece bir kelime, bir olay ya da anlık bir duygu dalgası olabilir.

Çalışma Arkadaşımın “Harika” Yorumları

Bazen ofiste ya da arkadaş ortamında yapılan basit bir yorum da beni aniden tetikleyebilir. Mesela, bir gün bir arkadaşım bana şunu dedi:

“Ya, çok kıskanıyorum seni, ne kadar rahat bir hayatın var!”

Evet, gerçekten rahat bir hayatım yok ama birinin bunu benimle bu şekilde paylaşması, aniden beni “ne kadar stresliyim ben aslında?” diye düşündürmeye başlar. Yani, o kadar rahat görünmek, benim o kadar da rahat olduğum anlamına gelmiyor. O an, “Ben neden bu kadar düşünceliyim? Her şeyim sorun gibi görünüyor” gibi cümleler kafamda dönmeye başlar.

Bunu hissederken de, iç sesim hemen beni toparlar:

“Arkadaşın sana övgüde bulunuyor, onu neden bu kadar dramatize ediyorsun? Sakin ol!”

Ama sonra, işte o travmanın kökenine inince, aslında derinlerde bir şeyin tetiklenmiş olduğunu fark ederim. “Rahat” göründüğüm anlarda aslında tam tersi bir şeyler oluyor. Travmalar, ne kadar bastırmak istesem de, bazen bir arkadaşın yanlış anlamasıyla, bazen de kendi kendime söylediğim gereksiz düşüncelerle ortaya çıkabiliyor.

Kısa Diyaloglarla Travmaları Yansıtmak

Kendi içimde bir şeyler değişmeye başladığında, bazen çevremdeki insanlarla olan diyaloglar da bu “tetikleyici” rolünü üstlenebiliyor. Örneğin:

“Kendini neden bu kadar zorlayıp duruyorsun?”

“Çünkü her şeyim mükemmel olmalı, her şeyin doğru olması lazım!”

Sonra bir anda ne kadar da saçma düşündüğümü fark ediyorum. Ama işte bazen travmalar, geçmişin etkilerini bir anda yüzeye çıkarabiliyor.

Sonuç: Travmalar Ne Tetikler?

Sonuç olarak, travmalar aslında çok bireysel bir durum. Kimisi bir sesle, kimisi bir kelimeyle, kimisi ise küçük bir hareketle tetikleniyor. Ama hepsinin altında yatan ana şey, aslında kendi duygusal halimizin dışa vurumu. Birçok insana komik gelebilecek bir olay, bir başka insan için büyük bir travmaya dönüşebiliyor.

İzmir’de bir kafede kitap okurken aniden bir düşünceyle kaybolmam, ya da trafikte birinin beni bağırarak geçmesi, bana eski travmalarımı hatırlatabiliyor. Ama en sonunda şunu fark ediyorum: Herkesin tetikleyicisi farklı ve bizim de bunları tanımamız, bazen gülerken, bazen de derin düşüncelere dalarken, hayatın akışını kabul etmemiz gerekiyor.

Zamanla hepimiz, travmalarımızı ve tetikleyicilerini daha iyi tanıyıp, onlarla daha sağlıklı bir şekilde başa çıkmaya başlarız. Ama tabii o kadar da basit olmuyor. Çünkü bazen, travmaların tetikleyicisi sadece bir bakış, bir söz ya da bir şaka olabilir. Ama her şeyin içinde biraz eğlence bulmak, hayatı daha katlanabilir hale getiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
betexper güncel giriş