İşlevselci Bakış Açısı: Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Üzerinden Bir İnceleme Felsefi düşünce, her zaman insanın dünyaya nasıl baktığını, gerçekliği nasıl kavradığını ve toplumsal yapılarla nasıl ilişki kurduğunu anlamaya çalışmıştır. Filozofların yıllardır sorguladığı bu sorulara bir yanıt arayan işlevselcilik, insanlığın toplumsal düzenini ve kültürel yapılarını anlamada önemli bir perspektif sunmaktadır. Bu yazıda, işlevselci bakış açısını etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden derinlemesine inceleyeceğiz. İşlevselcilik, yalnızca toplumsal yapıların işleyişini açıklamakla kalmaz; aynı zamanda insanın bu yapılarla olan ilişkisini felsefi açıdan sorgular. Peki, işlevselci bakış açısı nedir ve bizim varlık anlayışımızı nasıl şekillendirir? İşlevselci Bakış Açısının Temelleri İşlevselcilik, toplumların kültürel ve toplumsal öğelerinin, toplumsal…
6 YorumEtiket: bir
Geleceği şekillendiren yenilikçi düşünceler her zaman heyecan vericidir. Bugün, sıradan bir yemek tekniği gibi görünen ancak beslenme, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda büyük etkiler yaratabilecek bir kavramdan bahsedeceğiz: Et tuzlama. Bu kavramı sadece günümüz mutfaklarında değil, gelecekteki gıda endüstrisinde nasıl bir devrim yaratabileceğini tartışmak istiyorum. Hazır mısınız? O zaman, gelin bu geleneksel tekniğin gelecekte nasıl evrilebileceğine dair düşüncelerimizi paylaşalım. Et Tuzlama Nedir? Geçmişten Geleceğe Bir Yolculuk Et tuzlama, tarih boyunca etin bozulmasını önlemek için kullanılan bir yöntemdi. Tuz, etin su içeriğini çekerek bakterilerin büyümesini engeller ve bu sayede et daha uzun süre dayanır. Geleneksel mutfaklarda, özellikle etlerin taze olmadığı…
8 YorumOsmanlı Gürzleri Kaç Kilo? Gücün Ağırlığı Üzerine Felsefi Bir Düşünce Bir filozof için her nesne, yalnızca var olan bir madde değil; aynı zamanda bir anlamın, bir değer yargısının ve bir bilme biçiminin yansımasıdır. Osmanlı gürzü de bu bağlamda sadece bir silah değil, insanın gücü, iradesi ve ahlaki sorumluluğu üzerine düşünmek için somut bir metafordur. “Osmanlı gürzleri kaç kilo?” sorusu ilk bakışta teknik bir soru gibi görünse de, aslında bizi çok daha derin felsefi sorulara götürür: Güç ne kadar taşınabilir? İnsan, taşıdığı gücün ağırlığı altında ezilmeden onu nasıl anlamlandırabilir? Epistemolojik Yaklaşım: Bilginin Ağırlığını Ölçmek Osmanlı gürzlerinin ortalama 5 ila 10 kilo…
8 YorumMeddah Kelimesinin Sözlük Anlamı Nedir? Geçmişten Günümüze Bir Anlatıcı: Meddahın Evrimi Geçmişin Sessiz Tanıkları: Meddahlar Tarih, çoğu zaman satırlara dökülmeden, duvarlara yazılmadan yaşanır. Öyle anlar vardır ki, kaybolan sesler ve anlatılar içinde bir araya gelir. Bir tarihçi olarak, geçmişin izlerini ararken bu kaybolan seslere, anlatıcılara bakmayı çok severim. Meddah, işte o kaybolan seslerden biridir. Bir zamanlar sokaklarda, kahvehanelerde, derneklerde, düğünlerde ve eğlencelerde halkın gönlünde taht kurmuş olan bu figür, artık büyük ölçüde unutulmuş bir kültürel miras haline gelmiştir. Ancak bugün, dilimize yerleşmiş bu kelimenin ardındaki anlam, hala pek çok iz taşır. Meddah, sözlük anlamı itibarıyla, özellikle sözlü anlatım geleneğinde yer…
8 YorumKahve Hülasası Ne Demek? Geçmişten Günümüze Bir Yolculuk Geçmişi Anlamaya ve Günümüzle Bağ Kurmaya Çalışan Bir Tarihçinin Girişi Tarih, zamanın ve olayların birbirine bağlandığı, sürekli bir döngüde ilerleyen bir akış gibidir. Her şeyin bir başlangıcı, bir dönüşümü ve bir sonucu vardır. Bu yüzden tarihçiler, sadece geçmişin izlerini sürmekle kalmaz, aynı zamanda o izleri günümüze nasıl taşıyabileceğimizi, yaşadığımız toplumsal yapıları nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışırlar. Bugün “kahve hülasası” gibi basit bir terimi ele almak, geçmişin ve şimdinin birbirini nasıl beslediğini anlamak adına önemli bir fırsat sunar. Kahve, sadece bir içecek değil, aynı zamanda kültürlerin, ticaretin, sosyo-ekonomik yapının ve hatta gündelik yaşamın önemli…
8 YorumHüzün’ün Cümlesi Nedir? Tarihsel Bir Perspektif Geçmişi Anlamaya Çalışan Bir Tarihçinin Samimi Girişi Bir tarihçi olarak, zaman içinde izlediğimiz yolun, toplumsal ve bireysel duygularla şekillendiğini görmek insanı derinden etkiler. Hüzün, insanlık tarihinde her dönemde var olmuştur, ancak her kültür ve toplumda kendisini farklı biçimlerde ifade etmiştir. Geçmişe bakarken, hüzün sadece kişisel bir duygu olmanın ötesinde, toplumların yaşadığı değişimlerin, dönüşümlerin ve kırılmaların bir iz düşümü gibi karşımıza çıkar. Hüzün, sadece kaybolan bir şeyin yasını tutmak değil, aynı zamanda toplumsal yapının, değerlerin ve kimliklerin nasıl evrildiğinin de bir göstergesidir. Bu yazıda, hüzün’ün cümlesini, yani bu duygunun tarihsel süreçlerde nasıl şekillendiğini, toplumsal dönüşümlerle…
8 YorumHurufiler Şii mi? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını anlamak, psikolojinin en derin alanlarından biri olarak karşımıza çıkar. Bir bireyin inançları, duyguları, düşünce süreçleri ve toplumsal bağları arasındaki karmaşık ilişkiyi çözümlemek, yalnızca bir araştırmacının değil, aynı zamanda bir psikoloğun da ilgisini çeker. Bugün, Hurufilik inancı ve bu inancın Şii İslam’la olan ilişkisini psikolojik bir perspektiften ele alacağız. Hurufiler Şii midir? Bu soruya yalnızca teolojik bir bakışla değil, aynı zamanda bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji açılarından bakarak cevap arayacağız. Hurufilik ve Şii İnancı: Temel Tanımlar Hurufilik, 14. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu ve Pers topraklarında ortaya çıkan mistik bir inanç sistemidir. Fazlallah…
8 Yorum750 Kg Altı Çekme Karavan Hangi Ehliyet? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Yola Çıkmadan Önce: Birlikte Düşünmeye Davet Karavanla seyahat etme hayali, özgürlüğü yeniden tanımlamak gibidir. Gök kubbenin altında yeni yollar keşfetmek, şehirlerin gürültüsünden uzaklaşıp doğanın kalbinde nefes almak… Ancak bu hayalin ilk adımında karşımıza çıkan en temel sorulardan biri şudur: “750 kg altı çekme karavan için hangi ehliyet gerekir?” Bu soru, yalnızca yasal bir detay gibi görünse de aslında toplumsal cinsiyet rolleri, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli konularla iç içe geçmiş bir meseleye dönüşür. Gelin, bu konuyu sadece mevzuat açısından değil, sosyal dinamiklerin ışığında…
8 YorumGelelim “Geleyim” Nasıl Yazılır? – Dilin Küçük Bir Noktasından Toplumsal Bir Yansıma Dil, yalnızca kelimelerden ibaret değildir; toplumun değerlerini, düşünce biçimlerini ve hatta adalet anlayışını da taşır. “Geleyim” gibi küçük bir kelime bile, doğru kullanıldığında iletişimde nezaketin, empati kurmanın ve karşılıklı anlayışın anahtarı olabilir. Bugün bu kelimenin yazımından yola çıkarak, hem dil bilgisi hem de toplumsal dinamikler açısından geniş bir perspektifle bakacağız. Belki de bu yazı, sana yalnızca bir yazım kuralını değil, aynı zamanda düşünce biçimimizi de gözden geçirme fırsatı sunacak. “Geleyim” Nasıl Yazılır? – Doğru Kullanım ve Anlamı Yazım Kuralı ve Doğru Biçim “Geleyim” kelimesi Türkçede sıkça kullanılan bir…
6 YorumHintliler Neden Beline İp Bağlar? Kültürün Derinliklerinde Bir Öğrenme Deneyimi Öğrenmenin dönüştürücü gücü, hayatın her anında karşımıza çıkar. Bir eğitimci olarak, öğrencilerime sadece bilgi aktarmayı değil, aynı zamanda onların dünyayı farklı bir bakış açısıyla görmelerine, kültürel zenginlikleri anlamalarına ve kendilerini ifade edebilmelerine yardımcı olmayı da hedefliyorum. Bugün, farklı bir bakış açısı sunacak ve belki de çoğumuzun farkında olmadığı bir kültürel pratiği inceleyeceğiz: Hintliler neden beline ip bağlar? Bu soru, sadece geleneksel bir pratikten daha fazlasını ifade eder. Bu tür bir davranışın kökleri, toplumsal normlardan, dinî inançlardan ve kişisel bütünlükten oluşan bir karmaşaya dayanır. Beline ip bağlama, sadece fiziksel bir hareket…
4 Yorum