İçeriğe geç

Balık tutmak neden yasak ?

Balık Tutmak Neden Yasak? Bir Gencin Gözünden

Havalar ısındı. Yazın geldiğini, Kayseri’nin sıcak sokaklarına ve sararmış çimenlere bakarak hissediyorum. Bu aralar sabahları erken kalkıyorum, kahvemi alıp balkonun kenarına oturuyorum. Her şey çok sessiz. O kadar sessiz ki, bir kuşun kanat çırpışını bile duyabiliyorum. Düşüncelerim de sessiz. Ama içimde garip bir huzursuzluk var. Sanki bir şey eksik. Belki bir şeylere çok bağlanmışken, birden uzaklaşmak zorunda kalmanın acısı…

Geçen hafta bir arkadaşım beni aradı. “Gel, bu hafta balık tutmaya gidelim, hem de ne tutarız!” dedi. İlk başta, tam olarak ne demek istediğini anlamadım. Balık tutmaya gitmek… Kayseri gibi bir şehirde, balık tutmak mı? Aslında, balık tutmaya dair çok fazla anım yoktu ama merakımı cezbetmişti. Hemen kabul ettim, planı birlikte yapmaya başladık.

Gidilecek Yer: Büyükşehirde Sessiz Bir Göl

Bir sabah, çantamı hazırladım. Olmazsa olmazım olan birkaç kitap, su şişesi, sandaletim ve en önemlisi, hatırlatıcı notlarımı içeren defterim. Balık tutma fikri de, son birkaç gündür kafamda sürekli dönüp duruyordu. “İnsan neden balık tutar?” diye düşündüm. Kimileri hobi olarak, kimileri sadece zaman geçirmek için yapar. Ama benim için, sadece balık tutmak değil, doğayla kurduğum o bağ da önemliydi. Kafamı toparlayacak bir şeyler arıyordum.

Arkadaşım, beni aradığında heyecanım doruktaydı. Fakat biraz tedirgin oldum. “Burası belki de çok kalabalık olur, istediğimiz gibi balık tutamayız,” diye düşündüm. Ama ona her ne kadar gizli bir endişeyle yaklaşıyor olsam da, “gidelim, bakalım” dedim.

Yola çıktık, sabahın erken saatlerinde. Göl kenarına varınca, büyük bir sessizlik karşıladı bizi. Havanın nemi, güneşin ilk ışıkları arasında kaybolmuştu. Balık tutmak için doğru zaman gelmişti. Ama bir sorun vardı: Hemen yanı başımızda, bir tabelada “Balık tutmak yasaktır” yazıyordu.

Yasaklanan Huzur

Gözlerim, o tabelada kilitlenmişti. “Neden yasak?” diye bağırmak istedim ama sessizliğe saygı duyarak, sadece düşündüm. Birkaç adım attım, gölün kenarındaki çimenlerin üzerine oturdum ve gözlerimi kapattım. Gözlerim kapalıyken, beynimde bir yığın soru belirdi: “Balık tutmak neden yasak? Yıllardır bu gölde balık tutuluyordu, ne oldu? Her şeyin bir sebebi olmalı değil mi?”

Açıkçası, bu sorular cevapsız kalmıştı. Sadece içimde büyük bir hayal kırıklığı vardı. Ben balık tutmayı sevmezdim ama ona karşı hissettiğim bu yasaklanmışlık duygusu, içimde bir boşluk oluşturmuştu. O gölde balık tutmak, doğayla bir bağ kurmak, işin içinde biraz da eski kaybolmuş zamanları hatırlamak vardı. Şimdi ise bu bağ, aniden kesilmişti.

Yasak bir şeyin ardında bir sebep olduğu fikri, daha fazla düşündürdü beni. Bu göldeki balıkları korumak, onların yaşam alanlarını güvence altına almak belki de doğru bir adım olmuştu. İnsanlar çoğu zaman kendi çıkarları için doğayı ihlal eder, hem de ne yazık ki bunun farkına bile varmazlar. “Belki de bu yasak, bu doğanın bir parçası olarak bizlerin ruhunu da korumak içindir,” diye düşündüm.

Üzülmek Yetmezdi, Yapmam Gereken Bir Şey Vardı

Arkadaşım, yasak tabelasını görünce biraz şaşırmıştı ama hemen vazgeçmedi. Balık tutmak bir hobi olduğu kadar, bazen insanın içindeki bir boşluğu doldurması, belki de kendi duygusal dengesini bulması için önemli bir ritüeldir. Belki biz, bu yasakla bir şekilde doğal döngüye ayak uydurmalıydık.

Bunu düşündükçe daha fazla üzülmemek için bir karar verdim. “Hayır, pes etmeyeceğim,” dedim kendi kendime. Kafamda bir umut ışığı belirdi. Bütün her şeyin, bazen yasaklardan bile öğretiler barındırdığını fark ettim. Bu yasak, belki de doğanın bir şekilde kendi kendini dengelemesi ve bizlerin ona zarar vermemesi için bir hatırlatmaydı. Her yasak, başka bir gizem doğurur; her gizem de çözülmeye ihtiyaç duyar. Doğa, insanı da kendi güzellikleriyle eğitir.

Balık tutmayı yasaklayan şey, belki de balığın kendisiydi. Göl, kendini bir şekilde bizden korumaya çalışıyordu. Kendi sakinliğini koruyarak, sadece gölün derinliklerinde balıkları bırakıyordu. Bir yasak, bazen hayatta bırakılmayan bir yere gitmek gibidir. Doğanın, insanları itekleyerek öğretmeye çalıştığı şey, sınırları aşmadan, huzurlu bir yaşam kurmak.

Sonuçta Ne Oldu?

Balık tutmak yasak olsa da, bu yasak, doğanın huzurunu korumaya yönelikti. Göl kenarında sadece sessizlik kaldı. O an, içimi okşayan bir huzur vardı. Belki de bazen vazgeçmek, doğru olanı yapmaktı. Tabloda yazılı olan yasak, bana bir şeyleri hatırlatıyordu: Doğa, kendini korumak için her zaman bir yol bulur.

O gün balık tutamadık ama belki de bu daha iyi bir şeydi. O sessizlik ve doğanın derinliği içinde, zihnimi dinlendirmek ve bu duygusal yolculuğa çıkmak daha kıymetliydi. Bu yasak, benden çok doğa için bir koruma önlemi gibiydi. Şimdi, balık tutmanın yasak olması, daha çok bir anlam kazandı. Bu da benim için hayatın kendisi gibi bir şeydi: bir şeylerin yasak olması, hepimizin iyiliği için bir hatırlatma olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
betexper güncel giriş