Sabahın Sessizliğinde Boyun Ağrısı
Güne başlarken her zamanki gibi yataktan kalktım, ama bu sefer boynumda hafif bir gerginlik vardı. Kayseri’nin sabahları soğuk olur, pencereden içeri giren rüzgâr cildimi ürpertirken, ben de içimden “Bugün yine boyun fıtığım beni rahatsız edecek gibi” diye geçirdim. 25 yaşındayım ve her günümü günlük gibi yazmayı seviyorum; duygularımı saklamam, çünkü hissettiğim her şeyi olduğu gibi ifade etmek bana iyi geliyor.
Boynumu hafifçe döndürdüm, ama ağrı hemen kendini hatırlattı. Sıcak mı, soğuk mu iyi gelir diye düşünürken, aklıma geçen hafta fizyoterapistimin söyledikleri geldi: “Sıcak kasları gevşetir, soğuk ise iltihap varsa rahatlatır.” Ama ben öyle her tavsiyeyi uygulayan biri değilim; hislerimle hareket ediyorum.
İlk Deneme: Sıcak ve Huzur
Küçük mutfaktan termosla sıcak su aldım ve boynuma uyguladım. Sıcacık suyun dokunuşu ilk başta çok iyi geldi; sanki boynumdaki bütün gerginlik biraz olsun eriyordu. O an kendimi Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, elimde sıcak bir kahveyle hissettiğim o huzura benzettim. Sıcak iyi gelmişti ama, ne kadar sürerdi bu rahatlama?
Gözlerimi kapattım ve aklımdan geçenleri yazdım: “Bazen sadece küçük bir sıcaklık bile bütün günü kurtarabilir. Ama ya geçerse, ya ağrı geri gelirse?” Bu soru hep aklımda dönüp duruyor. Her gün boynumla ilgili bir karar vermek, sanki hayatımın küçük ama sürekli bir sınavı gibi.
Soğuk Bir Deneme
Ertesi gün, ağrı biraz daha keskinleşmişti. Gece uyurken sağa döndüğümde sanki boynumda bir bıçak geziniyordu. Bu sefer cesaretimi topladım ve soğuk kompres uygulamaya karar verdim. İlk başta şok edici geldi, ama sonra ağrı sanki kesilmiş gibi oldu. Soğuk, sıcak kadar sarıcı değildi, ama varlığını hissettiren bir rahatlama vardı.
O an düşündüm: Hayat da boyun fıtığı gibi olabilir mi? Bazen sıcak, bazen soğuk şeyler iyi gelir; önemli olan hangi anın hangi duyguya ihtiyacı olduğunu anlamak. Kayseri’nin karla kaplı tepelerinde yürürken, yüzüme çarpan soğuk rüzgâr gibi… İlk başta rahatsız edici ama sonra temizleyici.
Günlük Tutmanın Gücü
Bu deneyimleri yazmak, hissettiklerimi paylaşmak bana hep iyi gelmiştir. Günlük tutmak, yalnızca anılarımı kaydetmek değil, aynı zamanda duygularımı anlamak demek. O sabahlar ve akşamlar, sıcak ve soğuk arasında gidip gelen boynum, bana sabrı ve kendime şefkat göstermeyi öğretiyor.
Kayseri’nin kalabalık caddelerinde yürürken bile bazen boynumu tutuyor ve derin bir nefes alıyorum. İnsanlar ne fark eder ki? Ben hissediyorum ve yazıyorum. Hayal kırıklıklarım, küçük sevinçlerim, boynumun verdiği sinyaller… Hepsi burada, kelimelere dökülmüş.
Hissettiğim ve Öğrendiğim
Sıcak mı soğuk mu daha iyi sorusunun cevabı aslında basit değil. Boyun fıtığı, sadece fiziksel bir sorun değil, duygusal bir yolculuk da. Sıcak, bazen kalbime dokunan bir umut gibi; soğuk ise gerçeklerle yüzleşmeyi hatırlatan bir ders gibi. Her iki taraf da gerekli, ama ne zaman hangisine ihtiyacım olduğunu hissetmek daha önemli.
O günlerde öğrendim ki, hislerimi bastırmak yerine onlara kulak vermek, hem boynum hem ruhum için iyi geliyor. Sıcak kompresle huzur bulduğum anlar, soğukla ağrıyı hafiflettiğim anlarla birleşince, kendimi daha güçlü hissediyorum.
Son Düşünceler
Boyun fıtığı ile yaşamak, bazen kendinle baş başa kalmak demek. Sıcak mı iyi gelir, soğuk mu? İkisi de… Ama önemli olan, hangi anın hangi desteğe ihtiyacı olduğunu hissetmek. Kayseri’nin rüzgârlı sokaklarında yürürken, boynumu ve duygularımı dinlemek bana özgürlüğü hatırlatıyor.
Ve ben bunu yazarken, kendimi sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da dinlemiş oluyorum. Sıcak ve soğuk, hayat gibi; bazen sarar, bazen soğutur. Ama ikisi de var oldukça, insan devam edebiliyor. Ağrılarla, duygularla, küçük umutlarla… Hepsi bir bütün.
—
Boynum hâlâ ara ara ağrıyor, ama artık korkmuyorum. Sıcak da iyi, soğuk da… Önemli olan hissetmek ve kendine dokunmayı unutmamak.